Menfi Tespit Davası Nedir?
Menfi tespit davası bir hakkın veya hukuki bir ilişkinin yokluğunun tespitine yönelik açılan davalardır. İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. İcra hukuku kapsamında menfi tespit davasıyla borcun olmadığını tespit ettirmek isteyen kişi tarafından borç ödenmeden önce veya borç ödendikten sonra menfi tespit davası açılabilir. Borçlu kendisine karşı icra takibi başlatılmadan veya başlatıldıktan sonra da menfi tespit davasını açabilir. Eğer borçlu, borcunu icra dairesine ödemiş ise menfi tespit davasını açamaz, bu durumdaki borçlunun istirdat davası açması gerekir.
Menfi Tespit Davasının Konusu Nedir?
Menfi tespit davası Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 209’da yazı ve imza inkarı (sahtelik iddiası) ile ilgili düzenlenmiştir. Bunun yanında İcra İflas Kanunu madde 72’de icra hukukuna ilişkin olarak menfi tespit davasına dair düzenleme yer alır.
Menfi tespit davasının konusu bir hakkın ya da hukuki bir ilişkinin yokluğu veya bir senedin sahte olup olmadığının belirlenmesidir. Menfi tespit davası, tespit davası niteliği taşır.
Menfi Tespit Davası Hangi Mahkemede Açılır?
6100 sayılı HMK gereği menfi tespit davalarında genel görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemeleridir. Ancak uyuşmazlığın niteliğine göre menfi tespit davasında sulh hukuk mahkemesi, tüketici mahkemesi, asliye ticaret mahkemesi, aile mahkemesi, iş mahkemesi ve diğer özel mahkemeler görevli olacaktır.
Örneğin kredi kartı ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit davaları tüketici mahkemesinde, Türk Ticaret Kanunu madde 4 uyarınca ticari dava sayılan tespit davalarında asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Kambiyo senetlerine dayalı olarak açılan menfi tespit davaları ise, TTK’da düzenlenen hususlardan kaynaklandığı için mutlak ticari nitelikte yargı işi sayılır. Bu nedenle kambiyo senetlerine dayalı olarak menfi tespit davalarında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Taraflar arasında imzalanmış tahkim sözleşmesi varsa menfi tespit davası tahkim önünde görülmek zorundadır. Menfi tespit davasına icra mahkemesi tarafından bakılamaz. İcra mahkemesinde açılacak menfi tespit davasında görevsizlik kararı verilecektir.
Menfi Tespit Davası Neredeki Mahkemede Açılır?
İcra takibi başlatılmadan açılan menfi tespit davasında yetkili mahkeme HMK’daki genel hükümleri göre belirlenir. HMK madde 6/1 gereği yetkili mahkeme davalının yerleşim yerindeki mahkemedir. Menfi tespit davasının konusu sözleşmeye dayanıyorsa HMK madde 10 gereği sözleşmenin ifa yerinde de menfi tespit davası açılabilir. Menfi tespit davasının konusu çek ise çekin keşide yeri ve ödeme yeri mahkemeleri de yetkilidir.
“Mahkemece, hükme esas alınan İİK’nın 72/9 hükmü, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası hakkında uygulanır. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasında yetkili mahkeme genel hükümlere göre tayin edilir.” Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2013/18219 Esas 2014/5274 Karar sayılı 18.03.2004 tarihli ilamı
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında yetkili mahkeme İİK 72. madesi gereğince icra takibinin yapılmış olduğu yerdeki mahkeme hem de davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Söz konusu düzenleme ile davacıya seçimlik hak verilmiştir.
Menfi tespit davasında yetkili mahkemeye ilişkin kanunlardaki yetki hükmü kesin yetki hallerinden değildir. Bu nedenle taraflar kendi aralarında yetki sözleşmesi yaparak yetkili mahkemeyi belirleyebilir. Bu durumda dava sözleşme ile belirlenen yetkili mahkemede açılmalıdır. HMK madde 17 gereğince bu şekilde bir yetki sözleşmesi yalnızca tacirler ve kamu tüzel kişileri arasında yapılabilir.
Borca konu senedin sahte olarak düzenlenmesi ya da senedin irade sakatlıklarından malul olması nedeniyle senedin iptali talebiyle açılan menfi tespit davalarında haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi, zararı meydana geldiği ya da zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer mahkemesi veya zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Menfi Tespit Davasıyla İcra Takibi Durur Mu?
Menfi tespit davası açılması ile icra takibi direkt olarak durdurulmaz. İcra İflas Kanunu madde 72/2-3 uyarınca davacının talebi üzerine ihtiyati tedbir kararı ile icra takibinin durdurulmasına karar verilebilir. Mahkemece, davacının, alacağın %15’i oranında teminat göstermesi karşılığında mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Mahkeme, söz konusu ihtiyati tedbir kararını verip vermemekte serbesttir. Gösterilecek teminat tahvil, rehin, bir miktar paranın bankaya depo edilmesi olabilir. Eğer takip sürecinde borçlunun teminata yetecek kadar malı haczedilmişse ayrıca teminat göstermesine gerek yoktur.
“İcra ve İflas Kanununun 72. maddesinin 3. fıkrası uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulmasına değil, tedbir yoluyla ancak icra veznesine yatan paranın alacaklıya verilmemesine karar verilebilir.” Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 1990/5501 Esas 1990/5957 Karar sayılı 28.12.1990 tarihli ilamı
Mahkemece verilecek ihtiyati tedbir kararı ile icra veznesindeki paranın alacaklının hesabına aktarılmamasına yöneliktir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında davacı yani icra takibinin borçlusu, alacağın tamamını icra veznesine yatırarak icra takibinin durdurulmasını sağlayabilir. Bunun dışında %15 teminat yatırılması ile verilen tedbir karar icra takibini durdurmaz.
Menfi Tespit Davasının Kabulü Halinde Ne Olur?
Menfi tespit davasının sonunda davanın kabulüne karar verilirse borçlu, alacaklı olduğunu iddia eden kişiye karşı borcu olmadığını ispatlamış olur. Menfi tespit davasının sonucunda verilen davanın kabulü kararı kesin hüküm niteliği taşır. Dolayısıyla alacaklı olduğu iddia eden kişi, menfi tespit davasının kabulü kararından sonra alacak için ayrıca bir alacak davası açamaz.
Menfi tespit davasının kabulü ile var olan icra takibi derhal durur. Menfi tespit davasının sonunda verilen kabul kararının kesinleşmesi ile icra takibi iptal edilir. Borçlunun malları haczedilmişse hacizler kaldırılır, haczedilen mallar satılmışsa satış bedeli borçluya verilir, borçlu icra müdürlüğüne ödeme yapmışsa bu para alacaklıya değil borçluya ödenir.
“İcra ve İflas Kanununun 72/5. maddesinde yer alan ve yukarıda belirtilen yasal düzenleme uyarınca, menfi tespit davasının kabul tarihi olan 24.12.2009 tarihi itibariyle takip derhal durur. Takibin durması, menfi tespit davasının kabulüne ilişkin kararın yasal ve zorunlu sonucudur. Duran bir takibe ilişkin olarak da durma tarihinden sonra işlem yapılamaz.” Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2015/21552 Esas 2025/26300 Karar sayılı 02.11.2015 tarihli ilamı
Alacaklının icra takibini başlatmakta kötüniyetli ve haksız olduğuna karar verilirse alacaklı kötüniyet tazminatına mahkum edilir. Alacaklı, icra takibinin değerinin %20’sinden az olmamak üzere borçluya, kötüniyet tazminatı öder. Davacı, eğer uğradığı zararın takibe konu alacağın %20’sinden daha fazla olduğunu ispat ederse mahkemece ispat edilen tutarda bir tazminata hükmedilir.
Menfi Tespit Davasının Reddi Halinde Ne Olur?
Menfi tespit davasının sonunda verilen davanın reddi kararı kesin hüküm niteliğindedir. Menfi tespit davası reddedilen borçlu bakımından artık borcun varlığı kesinleşmiş olur. Artık borçlu, istirdat davası açarak borçlu olmadığının tespitini talep edemez, ödediği borcu geri alamaz. Menfi tespit davasının reddedilmesi halinde, icra takibinin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiş ise takibin devamına karar verilir ve icra takibi kaldığı yerden devam eder.
“Menfi tespit davasının reddedilmesi ile birlikte tedbir yasa gereği kendiliğinden kalkacağından, hüküm fıkrasından 4. bendinde ayrıca tedbir kararının dava reddedilmekle kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 1995/10780 Esas 1995/151 Karar sayılı 24.01.1995 tarihli ilamı




