Adli Arama Kararı Olmaksızın Yapılan Aramada Elde Edilen Delillerin Hukuki Niteliği Nedir?
Kolluk kuvvetlerinin, şüphe üzerine durdurdukları bir ticari takside yolcu konumundaki sanığın üst aramasının yapılması halinde taksideki yolcunun cebinden çıkan uyuşturucu kolluk kuvvetlerince bulunmuş ve yolcu hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma neticesinde yolcunun cebinden çıkan uyuşturucu madde olması nedeniyle yolcu hakkında ceza davası açılsa dahi herhangi bir “adli arama kararı” olmaksızın yapılan kaba üst yoklaması neticesinde ele geçirilen uyuşturucu maddeler, hukuka aykırı delil niteliği taşıdığından sanık aleyhine verilecek mahkumiyet kararına esas alınamayacağına dolayısıyla beraat etmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Yargıtay’ın aşağıda tam metni verilecek olan kararına göre; şüphe üzerine durdurulan sanığın üst aramasında yapılan aramada suça konu uyuşturucu maddenin ele geçmesi halinde kolluk görevlilerince “adli arama kararı” olmaksızın “önleme arama kararına istinaden/şüphe üzerine” durdurulan sanığın yapılan üst aramasında suça konu uyuşturucu maddenin hukuka aykırı yöntemle ele geçtiği, bu nedenle hukuka aykırı yöntemle elde edilen delile dayanılarak sanığın ikrarı olsa dahi hükme esas alınıp mahkum edilemeyeceği gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği yönünde yerleşik içtihadı bulunmaktadır.
Dolayısıyla şüphe üzerine durdurularak cebinden uyuşturucu madde çıkan bir sanık olması halinde yargılama aşamasında olay yeri ve tarihini kapsayan bir “önleme araması kararı” veya usulüne uygun alınmış bir “adli arama kararı” ya da “yazılı arama emri” olup olmadığının araştırılması gerekir.
Söz konusu Yargıtay içtihadından da bir kez daha görüldüğü üzere ceza hukukunun temel ilkelerinden olan “zehirli ağacın meyvesi zehirlidir” ilkesi gereğince ceza yargılamasında bir delil hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş ise hükme esas alınamaz. Hukuka aykırı yöntemle elde edilen delillere dayalı olarak sanıkların mahkumiyetine karar verilemez. Dolayısıyla herhangi bir “adli arama kararı” olmaksızın yapılan kaba üst yoklaması neticesinde ele geçirilen uyuşturucu maddeler, hukuka aykırı delil niteliği taşıdığından sanık aleyhine verilecek mahkumiyet kararına esas alınamaz.
Taksideki Yolcunun Cebinden Çıkan Uyuşturucu Olması Halinde Yolcu Hakkında Ceza Verilebilir Mi?
Usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yapılan arama işleminde usulüne uygun verilmiş bir arama kararı bulunmadığından arama açıkça hukuka aykırıdır. Böyle bir durumda, hukuka aykırı olan bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması mümkün değildir. Özetle; taksideki yolcunun cebinden çıkan uyuşturucu madde halinde adli arama kararı yoksa arama işlemi hukuka aykırı ve yine elde edilen delil de hukuka aykırı delil olduğundan sanık hakkında beraat kararı verilmelidir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/21923 Esas 2023/5191 Karar sayılı 06.06.2023 tarihli kararının tam metni:
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/117 E., 2016/254 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Beraat
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Beyoğlu (Kapatılan) Cumhuriyet Başsavcılığının 27.11.2010 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Beyoğlu (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 06.07.2011 tarihli ve 2010/4147 Esas, 2011/2323 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 14.09.2011 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
3. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul (Kapatılan) 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.04.2016 tarihli ve 2016/117 Esas, 2016/254 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz talebi, kolluk kuvvetlerinin makul şüphe üzerine ticari takside yolcu olan sanığın üst aramasında uyuşturucu madde bulmaları üzerine 5237 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki suçu işlememek için Cumhuriyet savcısından aldıkları talimat ile sanık hakkında tutanak tutmalarında aykırılık bulunmadığına, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabii tutulmasına karar verilmiş olmasına ve sübut konusunda bir ihtilaf veya yargılanmanın yenilenmesini gerektirir bir talep olmamasına rağmen beraat kararı verildiğine, kabule göre de kararın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin (e) bendi yerine (a) bendinden verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde polis memurlarınca şüphe üzerine durdurulan sanığın üst aramasında yapılan aramada suça konu uyuşturucu maddenin ele geçtiği, sanığın üst aramasının yapılması için önceden alınmış bir “adli arama kararı” olmadığı, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 16.09.2015 tarihli ve 2015/12037 Esas, 2015/3663 Karar sayılı kararı ve Dairemizin 06.07.2015 tarihli ve 2015/740 Esas, 2015/32115 Karar sayılı kararları da gözetildiğinde yargılamaya konu olayda güvenlik görevlilerince “adli arama kararı” olmaksızın “önleme arama kararına istinaden/şüphe üzerine” durdurulan sanığın yapılan üst aramasında suça konu uyuşturucu maddenin hukuka aykırı yöntemle ele geçtiği, bu nedenle hukuka aykırı yöntemle elde edilen delile dayanılarak sanığın ikrarı olsa dahi hükme esas alınıp mahkum edilemeyeceği gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
18.09.2010 tarihli olay tutanağına göre; kontrol amaçlı durdurulan ticari takside yolcu olan sanığın üst aramasında pantolonunun sol cebinde uyuşturucu madde ele geçirildiği ancak, dosya içerisinde hiçbir arama kararının bulunmadığı dikkate alınarak; Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu’nun 9 uncu maddesine göre olay yeri ve tarihini kapsayacak nitelikte “önleme araması kararı” veya 5271 sayılı Kanun’un 116 ncı, 117 nci ve 119 uncu maddelerine uygun şekilde alınmış “adli arama kararı” ya da “yazılı arama emri” bulunup bulunmadığının araştırılarak varsa aslı veya onaylı bir örneğinin getirilmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden beraatine karar verilmesi, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul (Kapatılan) 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.04.2016 tarihli ve 2016/117 Esas, 2016/254 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2023 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2015/12037 Esas 2015/3663 Karar sayılı 16.09.2015 tarihli kararının metni:
Mahkeme : Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Beraat
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
5271 sayılı CMK’nın 2/e, 161 ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun Ek 6. maddeleri uyarınca bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen kolluğun derhal Cumhuriyet savcısına olayı haber verip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlaması gerekmekte olup, usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yapılan arama işleminde usulüne uygun verilmiş bir arama kararı bulunmadığından arama açıkça hukuka aykırıdır. Böyle bir durumda, hukuka aykırı olan bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması mümkün olmadığından, tutanak tanıklarının beyanlarının alınması ve kolluk ifadesi ile olay tutanağındaki imzaların sanığa ait olup olmadığının belirlenmesi de sonuca etkili olmayacaktır.
Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 16.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




